29 Temmuz 2009

80'lerden Tiksiniyorum...

Aslında başlık çok açık, 80'lerden tiksiniyorum, bu kadar. 80'lerde doğmuş olmama rağmen, 80'lerde konuşmaya, yürümeye, okumaya, yazmaya başlamış olmama rağmen, nefret ediyorum 80'lerden. Aslında bu başından beri böyle değildi. Şu 80'ler bir bitse de 90'lar gelse, milenyum olsa filan diye düşünmüyordum. Neredeyse 2000'lerin ilk birkaç yılına kadar 80'lerden nefret de etmiyordum. Ne olduysa o zamanlar oldu işte. Birgün uyandığımda 80'lerden nefret etmeye başlamıştım.

Hikayenin başına dönelim. Kadınların yeni yeni pantolon giydiği zamanlardı. Saç modelleri kabarık, televizyon siyah beyazdı. TRT vardı, yani henüz TRT1 yoktu, ama logosu o zaman da çok kötüydü. Bol kazakların, dökümlü kıyafetlerin ve vatkaların ortasında mutlu bir çocuktum ben de. Apartmanın arkasındaki bahçeye dünyanın en korkunç kömürlüğünün içinden açılan bir kapıdan çıkar, arkadaşlarımla mutlu mesut oynardım. Babam işten gelince yemek yer, sonra elinden tutup bakkala, o zamanın en moda çikolatası neyse ondan almaya giderdim. Babam apartmanın önünde sigarasını içerken, ben de apartmanın altındaki karate salonunun camından içeri bakıp, hocanın öğrencilerine gösterdiği hareketleri kaldırımda tatbik ederdim. O zamanlar karate çok modaydı ve çocukların birbirlerini Street Fighter'da dövmeye başlamasına henüz 5 yıl vardı. Kısacası karete elzemdi. Televizyonda bazen Michael Jackson çıkardı, o zamanlar siyahtı, ben de onu taklit ederdim. Annem vatkalarını hoplata hoplata, babam bol kazağını ya da pantolonunun içine soktuğu t-shirtünü, ki o zamanlar onun t-shirt olduğunu bilmiyorduk, hoplata hoplata gülerdi. Ben bu küçük dünyanın içinde çok mutlu bir hayat sürerken, vatkalar da bol kazaklar da, siyahi Michael da hayatımızdan yavaşça ayrıldılar. Bu ayrılış da öyle hemen olmadı. 90'ların ortasına kadar sürekli azalmış olsalar da 80'lere ait şeyler karşımıza çıkabiliyordu. Kanımca Michael Jackson da 31 Aralık 1989'da siyahi olarak yatıp 1 Ocak 1990 sabahı beyazi olarak uyanmamıştır. Zamanla silinip gitti işte 80'ler.

Şöyle, atıyorum 1995 yazı filan gibi 80'lerin tamamen yok olduğu dönemde filan fotoğraf albümüne baktığımda, ben de birçok insan gibi 80'lerin ne kadar iğrenç olduğunu, vatka başta olmak üzere kıyafetlerin iticiliğini filan düşünüyordum. Bunu da 80'lerde büyük olan insanlara sorup "E o zaman da onlar modaydı" cevabını alıp, ermiş ve bilmiş bir şekilde hayatıma devam ediyordum.

Buraya kadar bakınca herşey çok normal. Anlamsız bir çocukluğumdan bahsetme durumu ya da "hey gidi 80'ler" özlemi gibi görünse de işin aslı öyle değil...

Çünkü birgün 90'ların ortasında birşey oldu. Renkli televizyon, özel radyolar, Aydın Doğan'ın Hürriyet'i Simaviler'den alması, Özal, Demirel, Ecevit filan derken ispanyol paça pantolonlar bir anda moda oldu. Kızlar randa, erkekler ispanyol paça pantolon şeklinde üniformasal giyinmeye başladılar. Önce tedirginlikle yaklaştığım bu moda, tahmin ettiğim gibi zamanla geçti. Ben de o dönemde metal müziğin etkisiyle siyah pantolon, siyah t-shirt üniformasına büründüğüm için, ispanyol paçanın acısını pek hissetmedim. Ama bu 70'lerden kopup gelen ispanyol paça modası, hayatımıza çok boktan bir geleneği de getirmiş oldu: 20 yıl önceyi beğenmek!

İşte benim 80'lerden nefret etmeme sebep olan da bu durum. Kendimi "oh ulan adam yerine konulan kişi oldum" diye tanımlamaya başladığım andan beridir "80'ler şöyleydi, 80'ler böyleydi, çok güzel ortam vardı, çok güzel müzik vardı" laflarını duymaktan midem bulandı. Bu öyle yapışkan bir söylem haline geldi ki, bakkallara arap kızı figürlü sakız, şemsiye şeklinde çikolatalar düştü. Televizyonda Okan Bayülgen filan "80'leri seviyoruz" vtr'leri yayınladı, özel programlar yapıldı. Metallica'nın beyaz t-shirtleri bile moda oldu, Iron Maiden, Manowar hortladı, eskinin çok kötü kayıtlı albümleri kapış kapış satıldı. Metallica garaj albümü çıkardı.

Tüm dünya delirmiş bir şekilde boklu 80'lere yapıştı. İbne kapitalizm 80'lerde global pazara satamadığı herşeyi 2000'lerde satmaya başladı. Hadi onlar satmak için uğraştı da, bütün dünyanın bunu almak için can atmasına ne demeli! Ulan vatkaya, krepe saça nasıl ilgi duyar insan, nasıl 80'ler partisi düzenlenir, nasıl uyduruk klavyeyle çalınmış şarkılarda dansedebilir! Yok Eurorhytmics'den Sweet Dreams'miş. Onu kazma Marilyn Manson bile orijinalinden çok daha iyi coverlamış, 80'lerdeki halinde nasıl tepinebilir ki insan! Hadi bir konuda takıntılı, çok ilgili filan adamlar vardır. Adam Michael Jackson'a hayrandır, oturup 2006'da Jackson 5 dinler. Ama 90'larda doğmuş veletlere kadar herkes nasıl bir anda 80'lerin herşeyine sahip çıkar anlayamıyorum. Üstelik bu durumu gördükçe 80'lerden daha çok nefret ediyorum.

Bir de şöyle bir durum var. Bize bu 80'ler sapıklığını bulaştıran adamlar, bugün her türlü ekonomik pazarın, medyanın filan başında en azından kreatif sürecinde yer alan adamlar. Kabaca bir hesapla 60'larda doğmuş, 80'lerde genç olmuş adamlar. Bu adamlar şu an 50 yaşında filan, orta yaş krizini aşmış, yaşlılık krizine doğru emin adımlarla ilerleyen ve gençliklerini çok fena özlemiş adamlar. Bu adamlar bize gençliklerine duydukları özlemi pazarlıyorlar. 80'leri çok sevdiklerinden değil, gençliklerini çok sevdiklerinden vatkayı, krepe saçı, bol kazağı ve pantolon içine sokulan t-shirtü övüyorlar. Ama şunu da unutuyorlar, 10 yıl sonra onlar emekli olduklarında 90'larda genç olmuş ve 90'lara has iğrençlikleri satmak isteyen insanlar olacak. O zaman utanmayacak mısınız 80'ler diye yırtınanlar, ey vatkalı, annesinin nişan elbisesine file çoraptan kol yapan genç kızlar, babasının dökümlü deri ceketine servet gibi bakan delikanlılar!

Göreceksiniz ki, aynı 80'lerde olduğu gibi, 3-5 yıl sonra 80'leri seviyorum akımı da yok olup gidecek. Hippilik ayağa düştü, çok umutla bakılan milenyumun rengi metalik gri bile yokoldu gitti. Elbet 80'ler de unutulacak. Siz de o zaman, 2000küsür yılında bir 80'ler partisinde, krepe saçlarınız, vatkalı gömlekleriniz, dökümlü deri ceketlerinizle çektirdiğiniz, "Final Countdown'ın -down- kısmı"nı söylerken, tam o ağzının büzlüdüğü anda çekilen fotoğrafınıza bakarken utanacaksınız! Çünkü o zaman, buz mavisi dar kot, hatta belki kot takım tekrar moda olacak.

Not: Merak etmeyin o zaman da muhtemelen 90'lardan Tiksiniyorum diye bir yazı yazacağım.

0 yorum:

Yorum Gönder